Düğüne az kala içini bir kurt yiyorsa: Bu normal mi, alarm mı?
Düğüne az kala şüphe duymak çok yaygın. UCLA'nin dört yıllık çalışması, bu sesin ne zaman dinlenmeye değer olduğunu gösteriyor.

Burç uyumu, kişilik testi, "zıtlar çeker mi, benzerler mi" tartışması... Evlenmeden önce herkes aynı soruyu soruyor: Biz uyumlu muyuz?
Western Üniversitesi'nden psikolog Samantha Joel ve ekibi, bu soruya şimdiye kadarki en geniş verilerden biriyle yaklaştı. 29 farklı araştırma laboratuvarından 43 ayrı uzun soluklu çift çalışmasının verisini bir araya getirdiler ve bunları makine öğrenmesiyle taradılar. Amaç, hangi şeylerin bir ilişkinin kalitesini en iyi tahmin ettiğini bulmaktı. Sonuçlar 2020'de PNAS dergisinde yayımlandı.
Çıkan sonuç, "uyum" kavramına dair kafandaki resmi biraz değiştirebilir.
İlişki kalitesini en güçlü şekilde tahmin eden şeyler, kişilik özellikleri ya da ortak ilgi alanları değildi. İlk beşteki başlıklar şunlardı: Partnerinin sana bağlı olduğunu hissetmek, kendini takdir edilmiş hissetmek, cinsel memnuniyet, partnerinin ilişkiden memnun olduğunu hissetmek ve çatışmaların düzeyi. Yani çoğu, "iki insan birbirine ne kadar benziyor" değil, "bu ilişkide kendimi nasıl hissediyorum" sorusuyla ilgili.
Daha da ilginç olan: Kişilik gibi bireysel farklar, ilişkiyle ilgili bu deneyimler hesaba katıldıktan sonra tahmine ek bir katkı yapmadı. Araştırmacıların yorumu şu: Bireysel özelliklerin etkisi büyük ölçüde, kişinin ilişkideki kendi deneyimi üzerinden geçiyor. Partnerin kendi bildirdiği şeyler de, senin kendi bildirdiğin şeylerin ötesinde fazla bir şey eklemedi.
Peki ilişki kalitesi ne kadar tahmin edilebilir? İlişkiyle ilgili değişkenler, çalışmanın başında ilişki kalitesindeki farkların en fazla %45'ini açıklayabiliyordu. Çalışma sonunda ise bu oran en fazla %18'e düşüyordu. Yani şu anki mutluluğu açıklamak mümkün. Ama asıl önemli soru, bir ilişkinin zaman içinde daha mutlu mu yoksa daha mutsuz mu olacağı. Araştırmacılar bunun, eldeki bilgilerle büyük ölçüde tahmin edilemez olduğunu buldu.
Bunu şöyle düşün: Bir ilişkinin yarın nasıl olacağı, bugünkü verilerden çıkarılamıyor. Çünkü ilişkiler yaşıyor, hayat değişiyor, iş kaybı oluyor, çocuk geliyor, hastalık geliyor. Bir uyum testi ya da burç tablosu sana geleceği söyleyemez. Bu çalışmanın verileri, hiçbir ölçeğin bunu tam olarak yapamadığını gösteriyor.
Burcu bu çalışma test etmedi, o yüzden burç hakkında kesin bir şey söyleyemiyoruz. Ama kişilik gibi daha ciddi ölçeklerin bile ilişki içi deneyimlerin ötesinde pek bir şey eklemediğini görüyoruz.
Bir de not: Çalışma sadece evli çiftlere odaklanmıyor, farklı ilişki türlerini kapsıyor. Ve veriler çoğunlukla Batı ülkelerinden.
Peki bu sana ne söylüyor? Şunu: "Uyumlu muyuz?" sorusunu bırakıp başka sorular sormak daha faydalı olabilir. Bu insanın bana bağlı olduğunu hissediyor muyum? Takdir ediliyor muyum, ben de ediyor muyum? Tartışırken birbirimize nasıl davranıyoruz? Cinsel hayatımızdan ikimiz de memnun muyuz?
Bunlar kafandaki "ideal eş" listesine uyup uymamaktan daha önemli görünüyor. Ve iyi haber şu: Bu şeylerin hepsi üzerinde çalışılabilir.
Düğüne az kala şüphe duymak çok yaygın. UCLA'nin dört yıllık çalışması, bu sesin ne zaman dinlenmeye değer olduğunu gösteriyor.
4.500 çiftin verisine göre boşanmayı en iyi tahmin eden tartışma konusu para. Düğün masrafından önce konuşulması gerekenler.