Düğüne az kala içini bir kurt yiyorsa: Bu normal mi, alarm mı?
Düğüne az kala şüphe duymak çok yaygın. UCLA'nin dört yıllık çalışması, bu sesin ne zaman dinlenmeye değer olduğunu gösteriyor.

Aileler karşı çıkınca aşk alevlenir, kavuşamayanlar birbirine daha çok bağlanır. Romantik hikâyelerin vazgeçilmez kalıbı bu. Peki gerçekten böyle mi?
Bu fikrin bilimsel bir adı bile var: Romeo ve Juliet etkisi. 1972'de Driscoll, Davis ve Lipetz, yaklaşık 140 çiftle yaptıkları bir çalışmada ailelerin müdahalesinin arttığı çiftlerde, altı aylık süre içinde aşkın da arttığını buldular. Yani ailen ne kadar karışırsa, o kadar çok seviyorsun. Bu bulgu onlarca yıl popüler psikolojide dolaştı.
Sorun şu: Sonraki araştırmacılar bu etkiyi yeniden üretmekte zorlandı. Daha sonra yapılan çalışmalar genellikle tam tersini buldu. Araştırmacılar buna "sosyal ağ etkisi" diyor: Ailen ve arkadaşların ilişkini onayladığında ilişkin daha iyi gidiyor, onaylamadığında zorlanıyor.
2014'te Colleen Sinclair ve ekibi, 1972 çalışmasını bir tür tekrar ve genişletme olarak yeniden yaptı. Social Psychology dergisinde yayımladıkları sonuçta, ebeveyn müdahalesi daha yüksek ya da onay daha düşük olan katılımcılar, ilişkilerinden daha düşük kalite bildiriyordu. Evli çiftlerde, başlangıçta aile müdahalesi ne kadar yüksekse, dört ay sonra sevgi ve bağlılık o kadar düşük çıktı. Flört eden çiftlerde ise müdahale, ilişki kalitesiyle ilişkili görünmedi.
Yani Romeo ve Juliet etkisi, orijinal haliyle, bu tekrar çalışmada ortaya çıkmadı. Bazı araştırmacılar, 1972'deki bulgunun istatistiksel bir rastlantı olabileceğini düşünüyor.
Ama hikâye bununla bitmiyor. Diane Felmlee'nin 2001'deki çalışmasına göre, ailenin onaylamaması çiftlerin ayrılma ihtimalini düşürebiliyordu, ama sadece arkadaşlar ilişkiyi onaylıyorsa. Yani bu etkinin sırrı, belki de ailenin karşı çıkması değil, çiftin yanında duran birinin olmasıydı. Hatta Romeo ve Juliet'in bile bir rahibi ve bir dadısı vardı.
Bir başka ilginç bulgu: Başkalarının ilişkini onayladığına inanman, onların gerçekten onaylamasından daha güçlü bir şekilde ilişki kalitesiyle bağlantılıydı. Yani algın, gerçeğin kendisinden daha fazla önemli olabiliyor. İlişkiyi gizlemek zorunda kalmak da daha düşük ilişki kalitesiyle ilişkilendirilmiş.
Burada bir uyarı lazım. Bu çalışmalar Türkiye'de yapılmadı ve ailenin evlilik sürecindeki rolü Türkiye'de farklı olabilir. Ayrıca bunlar sadece ilişki kalitesini ölçüyor. Yani "ailen karşıysa vazgeç" ya da "ailene rağmen devam et" demiyorlar. Bu karar tamamen sana ait.
Ne öğreniyoruz? Şunu: "Bize karşı dünya" romantizmi, en azından bu araştırmalara göre, ilişkine fayda sağlamıyor. Aile onayı gerçekten önemli olabilir, çünkü destek, evlilik gibi uzun bir yolculukta kaynak demek. Ama bu, ailenin onayı için kendini feda etmen gerektiği anlamına gelmiyor.
Ailen karşıysa, belki en akıllıca şey, "karşı çıkıyorlar, o zaman daha çok seviyorum" diye düşünmek değil, onların neden karşı çıktığını anlamak ve kendi yanında kimlerin durduğunu görmek. O arkadaş, o akraba, o rahip ve dadı, sandığından daha önemli olabilir.
Düğüne az kala şüphe duymak çok yaygın. UCLA'nin dört yıllık çalışması, bu sesin ne zaman dinlenmeye değer olduğunu gösteriyor.
4.500 çiftin verisine göre boşanmayı en iyi tahmin eden tartışma konusu para. Düğün masrafından önce konuşulması gerekenler.