Okuma Köşesi
Türkiye2 dk okuma

Türkiye'de evlilikler nasıl başlıyor? TÜİK'in Aile Yapısı Araştırması'ndan rakamlar

Fotoğraf: Leslie Jones / Unsplash

"Görücü usulü" kelimesini duyunca çoğumuzun aklında bir film sahnesi canlanıyor: Tepside kahve, gergin bir oturma odası. Peki gerçekte Türkiye'de kaç evlilik böyle başlıyor ve "görücü usulü" tam olarak ne demek?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2021'de Aile Yapısı Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Daha önce 2016'da da benzer bir araştırma yapılmıştı. Evlenmiş, eşi ölmüş ya da boşanmış bireylere son evliliklerini nasıl yaptıkları soruldu.

Sonuçlara göre evliliklerin %56,8'i görücü usulüyle gerçekleşmiş. Ama bu rakamın içi önemli. Evliliklerin %46,1'i "görücü usulü ve kendi rızasıyla" yapılmış. Yani bu grupta aile tanıştırıyor ama karar kişinin kendisinde. %10,7'si ise görücü usulü ve kişinin kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla yapılmış. Geri kalanlara bakarsak, %34,9'u kendi kararı ve ailesinin rızasıyla, %5,3'ü kaçma ya da kaçırılma yoluyla, %2,7'si de ailenin rızası dışında gerçekleşmiş.

Kadınlarla erkekler arasında fark var. Görücü usulüyle ve kendi görüşü sorulmadan, aile kararıyla evlenen erkeklerin oranı %8,6 iken kadınlarda bu oran %12,5.

Eğitim düzeyi yükseldikçe kendi kararıyla evlenenlerin oranı artıyor, görücü usulüyle evlenenlerin oranı azalıyor. Bu hem 2016 hem de 2021 verilerinde aynı yönde.

2016 araştırmasında ilk evliliklerin %59,9'unun görücü usulüyle yapıldığı, %37,5'inin ise 20-24 yaş aralığında gerçekleştiği görülmüştü. Bu iki yılın rakamlarını doğrudan kıyaslamak doğru olmaz, çünkü 2016'da ilk evliliklere, 2021'de ise bireylerin son evliliklerine bakılmış. Yine de resim benzer: Görücü usulü hâlâ en yaygın yol.

Bir başka ilginç rakam: Evlenmeden önce eşler arasında yapılan evlilik sözleşmesi oranı yalnızca %1,4. Yani neredeyse kimse evlenmeden önce mal paylaşımı gibi konuları kâğıda dökmüyor. Bunu "mal rejimi" kuralları ya da "hiç kimse konuşmuyor" diye yorumlamak bize düşmez. Sadece rakam bu.

Evlilikte sorun yaşayınca ne yapılıyor? TÜİK'in bültenine göre kadınların %43,3'ü, erkeklerin %42,9'u eşiyle sorun yaşadığında aile büyüklerine danışmayı seçiyor. Psikolog, psikiyatrist ya da aile danışmanından yardım alan kadınların oranı %5,2, erkeklerin ise %4,3.

Bu veriler ne diyor? İlk olarak, "görücü usulü" kategorisi tek tip değil. En büyük grup, ailenin tanıştırdığı ama kararı kişinin kendisinin verdiği evlilikler. İkincisi, aile bu süreçte hâlâ çok merkezde: Hem eş seçiminde hem sorun yaşanınca. Üçüncüsü, evlilik öncesi para ve hukuk konuşmaları neredeyse hiç yapılmıyor.

Bu sayılar sana "doğru yol bu" demiyor. Hangi yolla tanıştığının evliliğin mutluluğuyla ilişkisini de ölçmüyor. Ama kendi sürecini düşünürken şu soruyu kendine sorabilirsin: Karar benim mi, yoksa sadece onay mı veriyorum? Aileye ne kadar söz hakkı veriyorum, eşimle neleri baştan konuşuyorum?

Bu soruların hepsine "doğru" bir cevap yok. Ama sorulmadan bırakılmaları, rakamlara bakınca, çoğumuzun yaptığı bir şey.

Kaynaklar

Bunlar da ilginizi çekebilir